Programlama dilleri ile ilgili olan şey, büyük çoğunluğunun İngilizce diline dayanmasıdır. Anahtar kelimeler kümesi çoğu programlama dilinde sınırlı olsa da, hiç İngilizce bilmeden kodlamanın nasıl olacağını hayal edemiyorum.
Peki, neden tüm bütün programlama dilleri İngilizce ?
Çoğu programlama dilinin basit bir mantığı takip ettiği doğrudur: “eğer” “if-else”, “switch”, vs. .. “rawest” formlarında, muhtemelen basit programları kodlamayı öğrenebilirsiniz. Ancak kodunuzu yazarken İngilizce bilmeme sorunu bunun ötesine geçiyor
Neredeyse tüm dillerin özelliklerinden biri de öğrenmeleri kolay olmasıdır. Ve bildiklerinize dayanarak birçok şeyin anlamını çıkarabilirsiniz. Daha önce hiç görmediğiniz bir fonksiyon ismini gördüğünüzde, onun ismini temel alarak ne yaptığını öğrenebilirsiniz. C ++ ‘ın STL’si, Java‘nın kullandığı sınıflar da dahil olmak üzere, düşünebildiğim her bir framework veya kütüphane İngilizce’dir. Bu kütüphanelerin, sadece isimlerine bakarak amaçlarını çözebileceğiniz birçok nesnesi var.
İngilizce bilmeden, bazı şeyleri ezberlerken beyninizi gereğinden çok fazla yorarsınız.Şu şekilde düşünün; Hayatınızda tek bir İngilizce kelime görmediğinizi ve başka bir dilde konuştuğunu varsayalım. Programlamayı öğreniyorsunuz ve size kendi dilinizde bir kelime “if” ifadesi bir koşulu kontrol ediyor . En azından orta düzeyde İngilizce konuşan insanlar için “eğer” in anlamı açıktır. Orta düzey İngilizce bilen biri olarak “if” koşulunun neler yapabileceğini bilirsiniz.”if” içindeki değer doğru ise ilk parantez içini değil ise diğer parantez içindeki işlemi yapacaktır. Fakat İngilice bilen biri değilseniz “if” terimini ezberlemek zorundasınız.Uzun bir zaman programlamaya ara verdiğinizi düşünecek olursak “if” terimini unutacak veya kullanımına uzaklaşacaksınız.
İngilizcenizi hızla geliştirmenin en iyi yolu, her gün pratik yapmak için en az birkaç dakika harcamaktır. Her çalıştığınızda mümkün olduğunca kendinizi bırakın ve İngilizce’de sizin için çok zor olabileceğini düşündüğünüz şeyleri dinlemek, okumak ve hatta söylemek için kendinizi motive edin. İngilizceyi detaylı bir şekilde öğrenmek istiyorsanız bunu hayatınızın bir parçası haline getirmelisiniz.
İngilizce düşünmeye başlamanız gerekir. Örneğin, “elma” kelimesini İngilizce olarak söylemek istiyorsanız, şu anda muhtemelen ana dilinizde sözcüğü düşünün ve ardından İngilizce’deki doğru kelimeyi düşünmeye çalışın. Bunun yerine, bir elmanın resmini hayal etmeye çalışın ve sonra İngilizce kelimesini “apple” olarak düşünün. Gerçek akıcılık, konuşmaları zihinsel olarak çevirmeyi bıraktığınızda gerçekleşir.
Bir dili öğrenmenin anahtarı, ders çalışmak ve pratik yapmak arasında bir denge kurmaktır. İyi derecede İngilizce konuşmak, mükemmel İngilizce gramerini bilmekle aynı şey değildir; anadili İngilizce olanları bile gramer hataları yapar! Akıcılık iletişim kurabilmekle ilgilidir. Bu nedenle, bazen gramer ders kitabını bir kenara koymak önemlidir, böylece dışarı çıkıp gerçek dünyada bu yazma, okuma, dinleme ve konuşma becerilerini pratik edebilirsiniz.
Günümüzde, dünya genelinde su kaynakları giderek azalıyor ve su krizi giderek artan bir endişe kaynağı…
Web kameraları, günümüzde hemen hemen her bilgisayarın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Uzaktan çalışma, eğitim…
Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle birlikte evlerimizde bulunan birçok cihaz internete bağlanabilmekte ve bu durum hayatımızı kolaylaştıran…
Günümüzün dijital çağında, hemen hemen her sektörde yazılımın rolü büyük bir önem taşımaktadır. Peki, yazılım…
Günümüzde, çevre sorunları ve sürdürülebilirlik, küresel ölçekte giderek artan bir önem kazanmaktadır. Yeşil teknoloji, bu…
Geleceğin ulaşım teknolojileri, sadece daha hızlı ve daha verimli taşımacılık sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda çevre…
This website uses cookies.